• Ana Sayfa
  • İlanlar
  • Firma Rehberi
  • Foto Galeri
  • Haber Arşivi
  • İletişim
  • Ziyaretçi Defteri
  • Videolar
Öfke gelir Göz Kararır/Öfke gider Yüz kızarır ..
8 Ağustos 2010 / Pazar
Saddam Doğu Yılmaz
**Günlük/Güncel haber ve Yorumlarımızı Okumak İçin TIKLAYINIZ sitemizin adresini MSN ve Facebook Dostlarınıza Göndermeyi Unutmayınız .. www.kuzeyanadolugazetesi.com

**Öfke gelir Göz Kararır/Öfke gider Yüz kızarır ..

Dün sabah daha önce belirttiğim gibi pekte inanmadığım ulusal basın ve medyanın internet sitelerini  karışıtırırken gözüme bir haber takıldı. Sizlerinde bildiği üzere geçen hafta Hatay'ın Döryol ilçesinde bazı olaylar olmuş ve güya "kim oldukları bilinmeyen" kişiler tarafından Kürtlerin ev ve işyerlerine saldırılar yapılmıştı. Her ne hikmetse olayların kim veya kimlerce yapıldığı belli değildi. Aslında -Belliydi de belli değildi.- Devletin yetkili ağızları yaşanılanlara -normalmiş- gibi açıklamalar getirip olayların üzerinde pekte durmuyormuş gibi görünmesi ise son derece vahim bir durumdu, bana göre. Kimilerine göre halkın öncesinde yaşanılan olaylara göstermiş olduğu tipik bir tepki. Kimilerine göre ise Ergenekoncuların, kimilerine göre ise ülkeyi karıştırmak isteyen dış güçlerin işiydi. Kim ne derse desin, devletin bu işi yapanları bulup açığa çıkarması gerekirdi. Gerekirdi ki bir daha bu ve buna benzer olaylar yaşanmasın. Çünkü yaşanılanlar etnik bir çatışmanın başlangıç adımlarıydı. Ama sorumlular yine sorumsuzca davranarak ve işi lakayıtlığa vurarak "kim yaptı bir türlü bulamıyoruz" a getirerek işin içinden sıyrılmaya çalışıyor. Devlet bilmiyor ama ben çok iyi biliyorum. Kimin ve kimlerin bu işin içinde olabileceğini tahmin edebiliyorum. Hatta yaşanılanlarda bize hiçte yabancı olmayan kareler gözümüzün önüne geliyor. 12 Eylül Darbesi öncesi ülkede çıkartılmak istenen iç çatışmalarda kullanılan bazı siyasi kuruluşlar ve o kuruluşlara üye olduklarını zanneden bilinçsiz ateş yumağı gençler. Her olaya, her yaşanılana -sazan balığı- gibi atlayıp "vatan millet sakarya" haykırışlarında bulunan bu bilinçsiz gençler, az daha bilinçsiz bir şekilde iç çatışma çıkarıyorlardı. Allah'tan olayların kontrolünü Jandarma Kuvvetleri devraldı da büyük bir uçurumun eşiğinden dönüldü. Polisin olayları hiçte yatıştırmaya niyeti yoktu bana göre. Her ne kadar "yetersiz kaldık" açıklamalarının arkasına sığınmalarına rağmen bu bana pekte inandırıcı gelmiyor. Gerçi bütün teşkilatı zan atında bırakmam yanlış olabilir ama, -teşkilatın çürükleri- her zaman ki gibi polisin adını karalamayı çok iyi biliyor. Dörtyol'da bir tane Kürt' ün ölmesi ülkeyi artık geri dönülemez bir uçurumun eşiğinde bırakabilirdi. Uçurumun eşiğinde bırakmadı belki ama Dörtyol'da iki halk arasında kapanması çok zor yaralar açtığına eminim. Tıpkı 28 Kasım 2008 de Ardahan da yaşanılan olaylar gibi. O tarihte yaşanılanların izleri halen bir türlü silinemedi. İlde yaşayan iki halk arasında ticaretten tutunda, dosthane ilişkilere kadar hepsi "kardeşliğe atılan taşlarla" çizgilerin çekilmesine sebep olmuştu. Bakıyorumda o olaylarda başı çeken kişilerin kim olduklarına, "bilinçsiz gençlik" , "kim olduğunu bilmediğimiz ve Ardahan'da ilk defa gördüğümüz tipler" , "birilerine yalakalık olsun hesabı orada bulunanlar" ve tabi ki ihmalkar Emniyet Teşkilatı. Tıpkı Hatay Dörtyol olaylarında başı çekenler gibi. Emniyetin bu tür ihmalkarlıklarını ülkede yaşanan çoğu olaylarda olduğu gibi Dörtyol'da da gördük. Suçsuz vatandaşları "terörist" diye karakola götürüp sonrada onları ateş topunun içinde bırakması gerçektende düşündürücü bir durum. Türkiye'nin her köşesine yayılmış olan karanlık güçlerin bu tür oyununlarına gelmememiz gerekir. Bu karanlık güçler , emniyet te de olabilir, orduda da veya herhangi bir kurumun içinde de. Ve gayet tabi PKK de de. Bizlerin yaşanılanları iyi tahlil edip ona göre hareket etmemiz gerekmektedir. Bir anlık öfkeye kapılıp, iki üçtane şişirme gazete haberiyle, ordan burdan duyulan duyumlarla hareket edip sonradan pişman olacağımız işlere kalkışmamalıyız. Ee neye inanacağız, neye göre hareket edeceğiz kime inanacağız diyecek olursanız eğer, sizlere bir tafsiyem olacaktır. Yüreğinizin sesine kulak verin. Bin yıldır bu topraklarda kardeşçe yaşayan iki halkın her ne olursa olsun sırtlarını birbirlerine asla dönmeyeceğine inanarak hareket edin. İnanınmalısınız ki "et ile tırnağın" ayrılamayacağı bu coğrafya da kardeşçe yaşamı sürdürebilelim.

Saddam Doğu Yılmaz Üniversite Öğrencisi



Bu Yazı 4121 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.